Cesaret Ana ve Çocukları - Bertolt Brecht / Devlet Tiyatroları Gösterimi


Cesaret Ana ve Çocukları - Devlet Tiyatroları Gösterimi
İki hafta önce İrfan Şahinbaş Atölye tiyatrosunda izlediğimiz oyun ciddi emek isteyen bir oyundu. Seyirci için dahi oldukça yorucu.
Oyunun 3 saat olduğunu bilmeden gidince zaten Brecht'in tarzı gereği daraltılar basarak izlediğimiz oyun biraz yorucu geldi bize. Daraltı dediysem kötü anlamda değil. Daha önce Brecht okuduysanız veya bir oyununu izleme şansınız olduysa ne demek istediğimi fark etmişsinizdir. Brecht seyircinin bilincini açık tutmayı amaçlıyor sanırım hep.

Oyunda bölümler arasında bir perde iniyor ve o bölümü önceden özetliyor. Bu da yine seyircinin algısını daha açık tutuyor. E haliyle yoruyor tabi. O yüzden bizim gibi bir gece öncesindne az uyku ile gitmeyin. Zaten oyun biraz yoracak sizi. Öyle İstanbul Şehir Tiyatrolarında izlediğiniz kumpanyalar gibi eğlenmeye gelmeyin arkadaşlarınızla (burda bir yergi yok).

Oyunla ilgili bir kaç yazı
http://nesrinmutlu.blogspot.com/2013/01/cesaret-ana-ve-cocuklar.html
http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=cesaret+ana

Oyunun metni http://www.halksahnesi.org/yazilar/cesaret_ana_ve_cocuklari/cesaret_ana_ve_cocuklari.htm

Oyunun Devlet Tiyatroları Sayfası

http://www.devtiyatro.gov.tr/programlar-sehirler-ankara-detay-cesaret-ana-ve-cocuklari.html


Brecht Bütün Oyunları
http://www.kitapdenizi.com/kitap/2816-Bertolt-Brecht-Butun-Oyunlari-Cilt-8-Cesaret-Ana-ve-Cocuklari-Lukullus-un-Sorgulanmasi-1940-Lukullus-un-Sorgulanmasi-1951-Lukullus-un-Mahkumiyeti-Sezuan-in-Iyi-Insani-kitabi.aspx

"hem zaten bir yerde büyük erdemlerin bulunması orada bir bokluk olduğunun kanıtıdır."



Bülent Ortaçgil Ankara Jazz Festivalinde Göründü

Ankara Jazz Festivali halen devam ediyor. Özellikle Dhafer Youssef Quartlet'i kaçırmayın derim. Çok eğleneceğiniz zevkle dinleyeceğiniz bir konser olacak.
Biletler biterse kapıdan alıp boş kalan yerlere oturabilirsin. Yer bilursunuz bir şekilde. Biletler burda http://www.mybilet.com/chart/ankara-caz-festivali/

Dhafer Youssef için örnek bir konser kaydını ekliyorum. 13 dakikalık güzelce dinleyin :




Bülent Ortaçgil Ankara Jazz Festivalin'de 
Geçen hafta Bülent Ortaçgil konserine kalabalıkça gittik. Meb Şura Salonu'nda olunca bir ağırlık tabiki vardı ortamda . TRT dinleyicisi kıvamında dinledik ama çok eğlendik. Bülent Ortaçgil'in albüm kayıtlarını çok nadir dinlemişimdir,canlı olaraksa hiç dinlememiştim. Ekibiyle gelen Ortaçgil eski ve en bilinen şarkılarıyla başladı. Beni etkileyen asıl kısımları şarkıların sonlarındaki performanslarıydı. Bir kaç alıntı çektiğim videoyu yükleyip burdan paylaşacağım.

Ayrıca Dhafer Youssef'de MEB Şura Salonunda olacak. Beşevler metrosunda inince beş dakika yürüme mesafesinde. Hemen Gazi İktisatın altında. Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği'nin üstünde. Yol üzerinde. Parkı biraz küçük. Arabayla geleceksiniz erkenden gelin.





Özcan Alper ve Türk Sinemasında Politik Eleştiri

Başlığı bilerek iddialı yazdım. Hayır uzun bir yazı değil sadece Gelecek Uzun Sürer [1] [2] filmini şöyle tekrar bir izleyince gerilip yazdığım kısa bir eleştiri.
Filmi daha önce parça parça izleme fırsatı bulmuştum ve izler izlemez de filmde kullanılan bir çok muziği severek tekrar tekrar dinlemiştim  [3].

Filmin konusu beni gerçekten çok meraklandırmıştı. Konusu gereği müzik çalışması çok güçlü bir olmasını zaten bekliyordum.

Filmin, konu aldığı probleme sert eleştirel bir bakışla yaklaşmasını bekliyordum ancak sadece olan bir durumu aktarmakla yetinmiş gibi. Nuri Bilgi Ceylan filmlerinde çok yoğun gördüğümüz "sigaralı ve düşünceli anlar"dan da var filmde.

Ülke için son derece önemli bir konu ele alındığında filmden sonra insanlarda bir farkındalık ve güçlü bir politik bakış kazandırılması bekleniyor tabi. Ancak Gelecek Uzun Sürer'de sıradan bir okuyucu olarak estetik kaygıları daha çok gördüm. Konu çok steril ele alınmış. Özcan Alper ellerine plastik doktor eldivenlerinden takmış, gömleğine de papyon. Başrolü paylaşan kızcağız film boyunca bir kendini vermedi gitti konuya. Gaye Gürsel bu gilmde sevmedik seni. Neden seni seçmiş ki Özcan Alper? Devrimci kızlar güzel olur felsefesiyle mi yoksa.

Özetle Hissetirmesi beklenen toplumsal acıyı asla hissetiremeyecek bir film. 
Hakkını vereyim film boyunca çok güzel manzaralar yakalanmış ama çok sıkıyor cidden. Müzikleri ve Özcan Alper'in tarzı için izleyebilirsiniz. İzlemezseniz çok şey kaçırmazsınız.


 
İstanbul'da bir üniversitede müzik araştırmaları yapan Sumru (28), ağıt derlemeleri ile ilgili yaptığı tez çalışması için birkaç aylığına ülkenin güneydoğusuna yolculuğa çıkar. Kısa süreliğine çıktığı bu yolculuk, hayatının en uzun yolculuğuna dönüşür. Bu yolculukta Sumru'nun yolu Diyarbakır sokaklarında korsan DVD satan Ahmet, Diyarbakır'da tek başına kalmış yıkık dökük kilisenin bekçisi olan Antranik amca ve bölgede sürmekte olan 'adı konulmamış savaşa' tanıklık eden pek çok karakterle kesişir.
Sumru, üç ay boyunca kaldığı Diyarbakır'da peşinde olduğu ağıtların hikayelerini ararken kendi ertelediği acısıyla da yüzleşir. Diyarbakır'dan Hakkari'de bulunan boşaltılmış bir dağ köyüne doğru yola çıkarken bu tehlikeli yolculuğa anlam veremeyen Ahmet'in "Neden bu köy, orada ne var?" sorularını yanıtsız bırakır.

1. Resmi sitesi : http://www.gelecekuzunsurer.com/en
2. Film detayları http://www.sinemalar.com/film/187839/gelecek-uzun-surer
3. Khaçadur Avedisyan - Ororotsayin (Ninni) http://www.youtube.com/watch?v=NYqa-DAjuJI





Bourbon Coffee - Ankara

Ankara'da en çok geçtiğim sokak Konur sokak ve Bourbon Coffee'ye hiç uğramadığım için şaşkınım.
Fiyatlar ucuz servis güzel yeri harika. Sanırım iki sene oluyormuş açılalı. 
Tabelasındna dolayı fark edemeyebilirsiniz.

Kahvenizi de içebilirsiniz, kahvaltınızı da yağabilirsiniz.
Her kahvaltı sunumuna ayrıca özen gösterdiklerini test edip onayladım.

Yeri tam şurası

Tekrar Tekrar İzleyeceğiniz Bir Oyun : Şark Dişçisi


Geçen aylarda İstanbul'da şehir tiyatrolarında bir belediyenin kültür merkezinde izlediğim bir oyun "Şark Dişçisi". Çok eğlenceli ve harketli muthiş bir oyun. Engin Alkan yönetiminde. Bu oyunu izleyince Engin Alkan'ın yönettiği diğer oyunları da izlemek isteyeceksiniz.

Şark Dişçisi

Oyun'u yazan Hagop Boranyan.

Ermenice mizah edebiyatının en tanınmış isimlerinden olan Hagop Baronyan, keskin gözlem yeteneği ve doğru bildiği yoldan şaşmayan entelektüel duruşuyla, iktidar sahiplerini, din adamlarını, başkalarının sırtından geçinenleri, dalkavukları, Batılı yaşam tarzına öykünenleri ve daha pek çoklarını alaya aldı, onların yanlışlarını kalemine dolamaktan, yüzlerine vurmaktan çekinmedi [1]. 
Okumak isteyenler satın alabilirler.

Çağlar Çorumlu
Oyun bilgilerinde 3 saat yazıyor ancak nasıl geçti anlamadım. Kadroda bulunan Çağlar Çorumlu [2], Sevil Akı [3], Sevinç Erbulak göze çarpıyor ama her bir oyuncu adeta tüm enerjisini veriyor oyuna :
ÇAĞLAR ÇORUMLU, ÇIĞDEM GÜREL, DESTAN BATMAZ, EMRAH ÖZERTEM,HÜSEYIN TUNCEL, MELİSA DEMİRHAN, MURAT ÜZEN, OKAN PATIRER,REYHAN KARASU, SALİH BADEMCİ, SELÇUK BORAK, SELİN TÜRKMEN,SENEM OLUZ, SERKAN BACAK, SEVİL AKI, SEVİNÇ ERBULAK, TUĞRUL ARSEVER, ÜMİT DAŞDÖĞEN, ZEYNEP CEREN GEDİKALİ

Hangi karaktere başrol diyeceğinizi şaşırıyorsunuz.  Ancak olaylar ana karakterimiz dişçimiz Taparnigos (Çağlar Çorumlu) etrafında dönuyor. Unutmadan Çağlar'ın oynadığı İstanbul Beyfendisi oyunun da tavsiye ediyoruz. 

Oyunun başında Selçuk Borak şık kıyafeti ile sahneye hareketli bir şekilde çıkıp bu kumpanyanın tarhinden bahsediyor. Oyun boyunca da çok eğlenceli hallerde kıpır kıpır göreceksiniz Selçuk Borak'ı.

Oyundakı şarkılar da harika. Ayrıca oyun boyunca harika bir orkestra oyuna eşlik etmekte.


Açılış dansı eşliğinde söylenen şarkının sözlerini tiyatrodunyasi.com'dan alıntılıyorum

İşte geldi kumpanya, oyunlar oynamaya!
Çalsın orkestra, dans başlasın, haydi düşler dile gelsin
Ruha can katsın, aşkla sarmalansın, kana kana içelim
Karşınızda kumpanya, şarkılar söylemede!.
……..

Gönüller coşsun, yüzler hep gülsün
Kederler uçup gitsin

Korkma sen de seç
En büyük hayalini
Durma haykıralım
Koy beline elini

Korkma bir çivi de, sen çak şu tahtaya
Meydan okuyalım
Korkunç kabuslara
Çak çak çak çak bir çivi de sen çak

İşte geldi kumpanya, hayatı paylaşmaya
Kavgalar bitsin, dostluk yeşersin
Aşkla dolsun şu dünya
Güne can versin, geceye ışık
Erdemler dile gelsin!
Haydi sen de seç,
En büyük hayalini
Durma haykıralım
Koy beline elini!

Korkma bir çivi de, sen çak şu tahtaya
Meydan okuyalım
Korkunç kabuslara
Çak çak çak çak bir çivi de sen çak




1. Şark Dişçisi - Hagop Boranyan : http://www.idefix.com/kitap/sark-discisi-hagop-baronyan/tanim.asp?sid=DRR6PMNEID6DULL4FFYK
2. Çağlar Çorumlu http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87a%C4%9Flar_%C3%87orumlu
3. Sevil Akı : http://tr.wikipedia.org/wiki/Sevil_Ak%C4%B1
4. Engin alkan : http://tr.wikipedia.org/wiki/Engin_Alkan


Sacco and Vanzetti sürekli bir gerçektir


Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti konusunda çekilmiş ve duzgun kalitede kaydını bulamadığım Sacco & Vanzetti filmini izledim. Haklarında çok az şey bildiğim bu iki göçmenin çalışan haklarını savundukları yıllarda 1927'de idam edilmesiyle sermaye ve sermayeye bağlı hukukun komplocu çirkinliğini tüm vahşeti ve amatörlüğüyle kendini binlerce kez olduğu gibi tekrar göstermişti.

Sacco & Vanzetti cesaretleri ve idealleri hakkında çok fazla şey söyleyemem ancak film oldukça etkileyiciydi. Filmlerde beni en fazla muzik etkiler ve bu filmde muzikleri Joan Baez yapmış, harkulade olmuş.

Bu iki göçmenin Bandista tarafindan Türçe uyarlamasi olan "selam size"'de de unutlmadığını ekleyim




Gorsel kayanak : http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Sacvan.jpg


http://www.youtube.com/watch?v=utJyzZ8Ju18

Di Freitas - "Terreiro de Fronteiras"




Brezilya'nın tanınmış yöresel sanatçılarından Di Freitas kendi yarattığı el işi Cabaça'ların tınılarıyla, yöresel Brezilya müziği ve orkestrasıyla "Terreiro de Fronteiras (Sınırların Şenliği)" projesi kapsamında 14 Mayıs Pazartesi, 19.30'da Yılmaz Güney Salonu'nda


Detaylar http://nazimhikmetkulturmerkezi.org/

Waltz with Bashir

Israil'li yonetmen Ari Folman'in Waltz with Bashir filmi epeydir izlemek istedigim bir film. Bu haftasonu yolda izledim. Cok da begendim.
Israil askerlerinin Lubnan'a girisleri ve katliam sirasinda orda asker olarak bulunan Ari Folman (yonetmenin kendisi) o gun ile ilgili hic bir sey hatirlamamaktadir. O gunu hatirlamak icin anilari destikce hafiza ve psikolji uzerie derinleserek film ilerliyor.
Filmi ibranice seslendirme ile izledim ama siz baska bir seslendirme deneyebilirsiniz. Seslendirmenin cok basarili oldugunu soyleyemeyecegim (Bu arada bu bir animasyon film. Ancak  teknik olarak pixar kalitesi beklemeyin lutfen : ) )



Kayıp Özgürlük (film)

Yarida birakmak istedigim nadir filmlerdendir. Senaryo yasanmis ve onemli bir olay olabilir, muzik guzel olabilir, hatta gercekten harika olabilir ama oyuncular biraz olsun kendisini rolune vermezse cok sevimsiz olur.

http://www.sinemalar.com/film/128366/kayip-ozgurluk

 

Apolitika Dergisi Seçkisi

Apolitika Dergisi Seçkisi propaganda yayınlarından.

Bu kitap Türkiye’nin iki istisnai yayıncılık deneyimini bir araya getiriyor: Türkiye’nin ilk politik e-kitap yayıncısı Propaganda Yayınları ve yayınevi üstü bir yayıncılık örgütlenmesi olan Yayın Kolektifi. Bu seçki, Yayın Kolektifi’nin ilk yılı içerisinde yayınladığı yedi kitaptan yapılan bir derlemedir. Kolektif’le Propaganda Yayınları’nın diğer bir ortak özelliği, ikisinin de 2011 Ocak ayında faaliyete geçmesidir. Yayın Kolektifi, bir çağrıyla oluşumunu duyurmuş, katılımcıların yatay örgütlenmesiyle hayata geçmiştir. Propaganda Yayınları ise aynı tarihlerde ‘eylemliliğe geçtiğini’ ilan etmiş ve ilk kitabını mart ayında yayınlamıştır.

Armand Amar ile Bab' Aziz

Armand Amar'ın müzikleri ile tadı damağımda kalan bir film Bab' Aziz. Filmde farsça tüm şiirsel yeteneğini göstermiş.  Yönetmeni ayrı bir kıymaetli filmdir (Nacer Khemir).

Filmin müzikleri içinden en sevidiğim




Armand Amar'ın diğer çalışmalarına da gözatın http://www.youtube.com/results?search_query=armand+amar

Herkes, kendine verilen en değerli armağanı yolu bulmak için kullanır.
Herkesin cenneti diğerninkinden farklıdır.

Psychedelic Algerian Blends

Algerian Blend - Highs Herbal - Click Image to Close

Cannabis tohumlari ararken denk geldigim hafif bir karisim bu. Normalde sarip tutturerek icilmesi onerilmis ama ben limon ile demledim gayet guzel oldu. Herkese tavsiye ediyorum. Adini arayip herhangi biryerde bulabilirsiniz ama benim tavsiye ettigim site http://www.drgreenstore.com/Smart-Shop/Psychedelics/Algerian-Blend-Highs-Herbal

Sitede Psychedelics kategorisinde ama bence sadece gevseme caylari kategorisinde olabilir.



"Kadınlar Nasıl Özgürleşecek?" Konusmaci : Zehra Güner

NHKM duyuru listesinden ilgimi ceken bir panel duyurusu

"Kadınlar Nasıl Özgürleşecek?"
102. yılında 8 Mart
Konuşmacı: Zehra Güner
Tarih: 8 Mart Perşembe
Yer: Ruhi Su Salonu Saat: 19.30

Zehra Guler sanirim kendisini TKP'den Istanbul buyuksehir belediye baskan adayi olmasi ve bu sirada soyledigi cogu populist medyanin da palavra olarak adlandirdigi  vaatleri ile taniyorum. Vaatleri arasinda ucretsiz dogalgaz ve su vardi. "Emekcilerin iktidari" sloganini sikca tekrarlayan biriydi. Genel olarak su anda neler yapmaktadir. Siyasetle ne kadar ilgilenir bilmiyorum (keske hic ilgilenmese) ama konu ilgi cekici.

Bülent Ortaçgil - 40 Yılın Şarkıları Konseri

1971 yılında müziğe adım atan Bülent Ortaçgil, sanat yaşamında 40 yılı geride bıraktı. Bu 40 yıla 14 albüm sığdıran Ortaçgil, halen "Oyuna Devam" diyor. Son albümü "Sen"i 2010 yılında piyasaya çıkan Ortaçgil, 2012 yılında sanat yaşamının 40. yılını kutluyor. Bu çerçevede daha önce de konserler veren Ortaçgil, "40 Yılın Şarkıları" adıyla Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde bir konser daha verecek ve Ortaçgil'in bu konseri, Nâzım Hikmet Kültür Merkezi işbirliği ile gerçekleşecek. Konserde Bülent Ortaçgil'e; Gürol Ağırbaş, Baki Duyarlar, Cem Aksel ve Barlas Özemek eşlik edecek.

Konser Tarihi: 30 Mart Cuma
Konser Saati: 20.30
Bilet Fiyatı: Tam 35, Öğrenci 30 TL

link : https://groups.google.com/forum/?fromgroups#!topic/nhkm-duyuru/3hsgo3pUET0

Karda Kışta Fotoğraf Çekmek

Dijital makine ile karda fotograf cekmek ayri bir zordur cunku makinelerin cogu otomatik olarak beyaz dengesini ayarlicam derken berbat bir tonlama verir size. Verebilecegim tek ogut beyaz dengesini sizin ona tanitmalniz olur. Karli yuzeyin en parlak kismini hedefleyerek beyaz olarak tanitabilirsiniz.
Bunlarla ugrasmak istemezseniz zamaninin amator makinelerinden analig bir makine alip karda daha rahat cekimler yapabilirsiniz. Enstantane hizini arttirip objecktiften kendinze gore biraz isik kisarak tabi.

Some Acids Can Show You The Colors


Anarşi Fıtratımızda

Otobuste kipir kipir 5-6 yasinda bir cocuk. Otobus tiklim tiklim ama cocuk koruklu otobusun korugunde maymun gibi sallanarak kendini ordan oraya gulerek firlatiyor. Dedesi de biraz gandhi biraz Bobby McFerrin gibi adam keyifle ama hic bir sey yapmadan cocugu izliyor.
Yanimdaki diger yasli adam da biraz sinirle gulerek soyle diyor
"Suna bak ya hehehe. Ufacik ama daha simdiden anarsist. hehehohoh. daha simdiden anarsi hehe hoho eheh anarsi simdiden baslamis hehe"
Cocuk henuz unutmadigi dogal davranislarini yapmaya devam ediyor.

(Umarim bu klavyede alfabemizin guzide karakterlerini cok zor yazdigimdan umarim Turkce savunuculari tarafindan tekrar linc edilmem)

NHKM'de Ileri Oyunculuk Atölyesi Başlıyor

NHKM'de Temel Tiyatro Atölyesi'nin ortaya çıkarttığı ihtiyaçları gözeterek, yeni bir atölye programı başlatılıyor. 22 Şubat'ta başlayacak olan atölye, üç aylık bir süreci kapsayacak. İleri Oyunculuk Atölyesi'nde temel tiyatro eğitimi almış katılımcılar, bu süre içinde farklı oyunculuk yöntem ve teknikleriyle tanışacak.
http://nazimhikmetkulturmerkezi.org/atolyeler.html 

Adapazarı çok gereksiz bir şehir gibi görünürdü gözüme

Geçtiğimiz hafta sonlarının birinde Adapazrı'ndaydım. Tam da harıka bır kar yağışına denk geldim. Adapazarı çok gereksiz bir şehir gibi görünürdü gözüme ama kar yagarken gözüme ayrı bir güzel göründü manzara.  Bir kac köyünü de gezdim hazır kar yağmışken.
Şu sonuca vardım ki; kar her türlü çirkin yerleşimi, özellikle de şehir merkezlerini güzelleştirebilir çünkü bu çirkin yapılara doğadan bir şeyler katar.

Aslında bolca fotograf çektim ama coğusu banyo öncesi yandı







Ankara Tiyatro Festivali'nde Magapar / The Way ( Barbara Thieme)

Ankara Tiyatro Festivali'nde gittiğim ikinci oyun Barbara Thieme'nin 'Magapar'  (The Way) adlı oyunuydu.

Polonya'lı ekip çok genç ve tecrübesiz görünüyordu. İnsaflı biri olmasam gösteri için söyleyebileceğim tek şey 'berbat' olurdu.

Harketler çok mekanik, tanıtım metninde geçmesine rağmen ışık efektleri ise komikti. Gösteriyle  sonuna kadar dikkatlice ilgilendim. Önümde ve arkamda gösteriden çoktan kopmuş insanların bir kısmı horlayarak uyurken bir kısmı da cips yerken ben dikkatimi kaybetmeden odaklamanaya çalıssam da beni bile kendilerine çekemediler.
Gösteri 30 dakika sürdü. Gösteri boyunca kısa müzik parçaları eşlik etti oyuna. Akün sahnesindeki ses düzeneğinin bu kadar düşük ses verdiğini sanmıyorum sanırım ekip sesi bilerek kısmış. Sesin kısık olması daha kötü oldu zira insanlar zaten gösteriden soğumuşlardı.

İşin kötüsü gösteriyi tavsiye ettiğim arkadaşlarla inanılmaz bir menunuyetsilikle hadi ekiple dalga geçerek Akün'den çıktık. Ayıp olmasın diye gösteri hakkında bir 10 dakika yorum yaptık ancak bu kadar oldu.

Işık efektleri güzel kullanan oyun diyince aklıma ilk 'Moskova - Petushki Yolun Sonu' oyunu geliyor. Zira oyunda kullanılan ışık efektleri karakterin ruhsal durumunu görmemize inanılmaz derecede yardımcı oluyordu. Pahalı efektlerden bahsetmiyorum sadece doğru yöntemlerden bahsediyorum. Bu oyunda ise 'Light Music Body' mottosuna layık hiç bir şey göremedim. Belki de oyuncuların gençliğine vermeliyiz. Ancak keşke selamlama kısmını bari düzgün yapsalardı, bunu da heyecana mı versek bilemedim.

Kurutuluş'tan Kolej'e

Kurutuluş'tan Kolej'e yürüyüm dedim, yine kara bir sis çökmüş en sevdiğimden. Fuel-oil yakan binaların baca dumanları ile karışan egzoz dumanı birazda soğuk hava tabi. Yürüdüğüm de iyi olmuş yol kenarında üç sokak köpeği gördüm. İyi birilerine benziyorlardı. Biraz Eti pop kek alsam da versem dedim sonra baktım ki hemen yandaki binadan, sanırım bir kapıcı, elinde ekmek poşeti çıkageldi köpekler kulaklarını ve kuyruklarını kısarak tıpış tıpış adama gitti. Adam eliyle bir harket yaptı karşıya, Kurtuluş parkına. Oradan da iki köpek yoldan zar zor karşıya geçerek geldiler. Ben de telefonumu aldım elime. Mesaj yazar gibi yaptım, köpek garip karşılamasın, izlediğimi fark etmesinler diye. Hepsi de kenara dökülen kuru ekmekleri bir güzel yedi canım da çekti. Yani iyi oldu Kurutuluş'tan Kolej'e yürüdüğüm.

Özcan Alper ile "Kars Öyküleri" (Tales From Kars) 30 Eylül'de Gösterimde

Aslında "Kars Öyküleri" Özcan Alper, Ülkü Oktay, Ahu Öztürk, Zehra Derya Koç ve Emre Akay'ın yönettiği bir mozaik, Kars mozaiği. 30 Eylül'de İstanbul'da 14 Ekim'de Ankara gösterime girecek. Mutlaka izleyin.

http://www.sinemalar.com/film/79327/Kars-oykuleri/

Özcan Alper'i takip etmekteyim efendim. tüm çalışmaları özgün ve naif. Özellikle Altın Portakal ödüllerinden sonra daha fazla duyulacağını düşünüyorum.

Gelecek Uzun Sürer Altın Koza'da Beklediğimiz Üzere Ödülleri Aldı


Özcan Alper'in yönettiği Gelecek Uzun Sürer filmini çekimleri başladığından beridir merakla takip ediyorum.
Devlet Tiyaroların'daki performansı ile sürekli göze çarpan Durukan Ordu ile Gaye Gürsel  ve Sarkis Seropyan başrollerde. Özcan Bey'inm önceki filmi kadar leziz bir film.İlk olarak Toronto Film Festivaline katılan film ardından Altın Koza'da gösterildi ve bir çok ödül aldı.

Fragmana bir göz atın :



Cumartesi günü ödüller belli olmuştu. "Gelecek Uzun Sürer" için
En İyi Erkek Oyuncu Ödülü: Durukan Ordu (Gelecek Uzun Sürer)
En İyi Müzik Ödülü: Mustafa Biber (Gelecek Uzun Sürer)
En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü: Feza Çaldıran (Gelecek Uzun Sürer)
SİYAD (Sinema Yazarları Derneği ) En İyi Film Ödülü: Gelecek Uzun Sürer (Yönetmen: Özcan Alper)
Yılmaz Güney Ödülü: Gelecek Uzun Sürer (Yönetmen: Özcan Alper)


Ancak şunu da belirteyim ki, Louis Althusser'in "Gelecek Uzun Sürer" [1] adlı kitabı sahaflarda da bulamadım. Basımı zaten yokmuş. bir yıldır bu kitabı da arıyorum. Bulursanız aklınızda olsun.

1. http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=14702


İsyan başlatmak ya da başlatmamak

'İsyan nedir' yazıları yazarmak çok eğlenceli olsa gerek. Oturarak ve muhtemelen de tek başına düşünerek isyan manifestoları yazmak, yazan kişiyi gerçekten de eğlendiriyordur. Oturduğu yerden devrim sloganları  hazırlayanlar hatta devrimi hazırlayanlar ve bekleyenler var. Muhtemelen arada bir belki lisede sokakta bir kaç kalem slogan atmıştır ve değişimi slogan atmaktan ibaret sanar.

Yo mirim biliyorum bu tarz insanları. Oturur güzel güzel konuşursunuz. Konuştuklarına hak verirsiniz. Doğru şeylerden bahsederler. Fakat ikiyüzlü bir insan ne kadar doğru söylerse söylesin hiç bir kıymeti yoktur. İki yüzlü çünkü bu tarz insanlar sıkıştıklarında çok güzel bahsettikleri doğrulardan çıkar, devletin otoritesine sığınırlar, hatta onu ararlar. Otoritedinin olmamasından rahatsız olurlar. Vahşice tüketmekten zevk alırlar. Gayet çıkarcı davranırlar. Sonuç olarak 'çok iyi isyan' söyleyicileridirler ama o bekledikleri isyanı hep birisinin yapmasını beklerler.

Efendim net olacaksınız, söylediğinizi yapacaksınız.



Gümüşhacıköy gidiş-dönüş özeti


Onur'la ne zamandır beraber gidelim diyorduk bayram tatilinde gittik. Özetleyim sonra fotograflarla ve ek hikayelerle detaylandırırım sanırım.


  1. Ankara-Merzifon (dogrudan Amasya'ya gitmek yerine Merzifon'a gitmek daha mantıklı) 5 saat
  2. Merzifon-Gümüşhacıkoy 1 saat
  3. İlçe merkezinde Onur amcasıyla beni harika bir yöresel Amasya yemekleri yiyeceğim Ahmet amcalara götürdü.
  4. Malum keşkek vardır yemekte. Sonra hatırladığım kadarıyla  yaprak sarması gibi ama yuvarlak biçimli bir şey de vardı.
  5. Yemekten sonra Ahmet amca ile gerileyen tarım ve güncel meseleler üzerine kısa bir sohbet yaptık.
  6. Sonrasında Onur'un köyü Güplüce köyüne gittik.
  7. Köy epey sessiz ama sevdim. Toprakları epey verimli belli. Onur'un babannesinin kaldığı evin süper bahçesi var. Sebze meyve vs.
  8. Gezdim fotograf çektim.
  9. Akşam köy evinde mangal yaptık. Epey kalabalıktı şenlik oldu iyi oldu. 
  10. Mangal öncesinde bir de Şarlayık diye bir mekana gittik. Sevdim gibi. Çay bahçesi gibi yapmasalarmış daha çok severmişim.
  11. Mangal sonrası çaylar geldi. Muhabbet vs.
  12. Sonrasında erken yattım. Geç kalktım.
  13. Tekrar ilçeye gittik. Güzel bi kahvaltı.
  14. Öğleden sonra Amasya'ya gittik. Merkeze. Gidiş hibrit oldu. Yarı otostop yarı otobus.
  15. Amasya'da işte tarihi yerler dışında pek bir yer yok gibi. Yerleşimi çok güzel şehrin. Kral kayalardan aşağı baktık. tam tepesine çıkmadık. Israr ettim ama Onur yorgundu sanirim.
  16. İlçeye döndük. Geceye doğru Merzifon'da epey yürüdük gezdik vs. Sessiz zaten. Sonra gece otobüsle Ankara'ya geri döndük.

Özetle bu. Fotoğrafları Zenit'imle çektiğimden banyo edilmesini bekliyorum edilsin onları da hemen buraya koyarim.


haftasonu

Cumartesi akşamüstü Ankara'da dağ gezisi yapmak için gidilebilecek en yakın yerdeydik tam olarak şurada

http://maps.google.com/maps?ll=39.898774,32.897025&spn=0.00633,0.014173&t=h&z=17&msa=0&msid=207171693664057302481.0004a72823a8323b2dcdb


Kırkkonaklar'a bir kaç kilometre var aslında arasında. Bisikletle'de gezebilirsiniz. Akşama kalmayın çok kopek var.










Çorak gibi gorunse de yuzlerce cesit cicek gorebilirsiniz.


Yunanistan ve İspanya Dayanışma Eylemi

19 Haziran 2011

Konsolosluk önüne sıralanmış polislerin önlerine geçilerek basın bildirisi okundu.

Okunan Bildiri:

Kapitalist dünya kuralları burjuvazinin çıkarlarını arttırmak üzere
hazırlanır, devletler ve iktidar sahipleri tarafından korunur ve
devamlılığı sağlanır. Devletler, orduları, polisleri, medyası ile
sistemi, üretenlerden, zenginliği yaratan emekçi sınıflardan korurlar.
Patronlar, komutanlar, önderler, kocalar ya da büyükler, yüzyıllardır
bizim adımıza bizden daha iyi karar verebileceklerine inandırmaya
çalışıp durdular bizleri.
İktidar denen aygıt kimin elindeyse o diğerlerini yalanlarla,
baskılarla ve bu iktidar ilişkisinin gerekliliğine inandırarak
yönetip, kendi kararını insanlara dayatma hakkını kendinde gördü.
Yaşatmak, büyütmek istedikleri bu sistem milyonların mutsuzluğu,
çaresizliği iken onlar için para, konfor ve iktidar anlamına geliyor.
Onlara insanları diledikleri gibi yönetme, savaşlar çıkarma,
soykırımlar yapma, doğayı ve yerkürenin geleceğini mahvetme, bizleri
yalnızlaştırma, birbirimize ve yaşamlarımıza yabancılaştırma gücü
veren paranın düzeni.
...

Buradan Yunanistan'a, İspanya'ya, Suriye'ye, Mısır'a ve her yerde sürdürdükleri direnişle özgürlük bayrağını dalgalandıranlara sesleniyoruz: Yalnız değilsiniz, yalnız değiliz. Sosyal hak gasplarına, geleceksizliğe ve faşist baskılara geçit vermeyeceğiz. IMF'yi, Dünya Bankası'nı, patronları ve kuklası iktidarları hayatlarımızdan söküp atana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz. Özgür,eşitlikçi bir dünya için:

Doğrudan eylem, doğrudan demokrasi! Yaşasın emekçi özyönetimi!

Tamamı http://www.emekkonfederasyonu.org/component/content/article/34-haber/133-yunanistan-ve-spanya-dayanma-eylemi.html